28 Haz 2015

Meeeehhh...

En son ne zaman yazmışım du bakiim...
Yazı?
Wuhuuuuuu!!! Çok olmuş bee...

Yine de yazmiicaktım aslında da bloglar arası dolanıp dururken, öylece bırakılmış, "Döndüm beeeen" denilip dönülememiş, instagrama kurban gidip boynu bükük kalmış gariban blogları görünce dur dedim bir iki satır çiziktireyim bizim emektara :))
Ne uzun cümle kurdum! Yazasım varmış demek ki...

Gerçi benim kendi çapımda uzun cümle rekoru kırma denemelerim de olmuştu zamanında. Lisedeyken virgül ve noktalı virgüllerle bezeyip 1,5 A4 sayfası dolusu cümleyi noktasız yazmıştım. Teknik olarak noktalı virgül de cümleyi sonlandırıyor gibi ama olsun.

Peki niye yapmıştım acaba bunu?
Tabii ki bu günlere hazırlık olsun, sizi uzun ve boş cümlelerim arasında boğabilmek için antrenman yapmış olayım diye değil :D
Gereksiz bir ergen aktivitesiydi sadece :) Ama artçıları sizi vuruyor böyle. Kaderinize küsün, ne diyeyim :PPP

Ay bu kadar uzun zaman yazmayınca saçmalamak farz gibi oldu sanki, ben de dibine vurdum :)
Daha fazla evirip çevirmeden lafa girip maruzatımı bildireyim bari en iyisi. Yoksa bu muhabbetten hangi maceramla çıkarız bilemiyorum :)

Baştan belirteyim malum "instagramdan paylaşmak kolay geliyo" falan gibi bir bahanem yok :)
Yok yani ısınamadım niyeyse kendisine.
Bana mı çok bi vıcık yapış geldi, yoksa ben mi biraz mahremiyetçiyim bilemedim.
Zırt foto-pırt foto insanı da değilim ben galiba.
İnsanların ayaklarına göre kategorize edildiği, yüzlerinden çok ayaklarını gördüğümüz, hatta ve hatta ayaklarından tanıdığımız onca zaman ben tek bir ayak fotoğrafı bile çekmedim mesela :D
Biliyorum biliyorum çok banalim :P
Gerçi her an kendi lafımı çiğneyip "Viva Instagram" naraları atabilirim, sağım solum belli olmaz.
Dün dündür bugün bugündür çocuklarıyız biz. ("Şapka"ya selam, Baba'ya rahmet olsun)

Ama sanal sosyalleşmenin cılkının çıktığı şu dönemde biraz sıkıldım galiba bu durumdan.
Uzaklaşmamın sebeplerinden biri de bu diyebilirim.
Yapay duygular, yapay arkadaşlıklar, en sinir olduklarım "bana da beklerim"ler,  3 geldin 5 gittimler, sanal egolar, plastik kaprisler... falan filan.
O "Bana da beklerim tatlım"cılara ayrı gıcığm ya neyse...
Özellikle fişleyip girmiyorum bloglarına. O derece.
Ha o arkadaşlar çok da fifi diyor olabilirler, bende kendilerine çok da fifinio diyorum :P

Çok keyifli tarafları var kabul ediyorum. Ortak bir paydada buluştuğunuz, yaptıklarınızı anlayan, takdir eden bir grup insanla temas halinde olmak çok güzel.
Ama 5 parmağın 5'i de bir değil ki.
Bu kadar yapaylığı kaldırmıyor bünyem, biraz daha "gerçek" yaşamayı seviyorum ben.
O kendini bilir kabilinden bilen kısım medyayı tenzih ederim tabi ;)

Neyse, fazla uzatmadan biz dönelim bir diğer mevzuuya.
Şimdi efenim şöyle ki, bir ara yazmıştım 2014'ün ikinci yarısı bana pek iyi gelmedi diye.
Heh işte o ikinci yarı hiç bi şeyime iyi gelmedi.
Efenim sıkıntıdan mı dersiniz, bunaltıdan mı dersiniz artık bende bir gelişme başladı.
Hayır ergenliği atlatalı da epey oldu hani.
Zaten yanlış hatırlamıyorsam yukarı yönde bir gelişme oluyordu o yaşlarda, bendeki ise en yönünde bir gelişme...

Bir süre sonra gezegen üzerinde kapladığım alan hatırı sayılır ölçülere ulaşıp, çeşitli uzuvlarım kendilerine tahsis edilen kaplara sığmamaya başlayınca hatta zincirlerini kırıp kendi cumhuriyetlerini ilan etmeye çalışınca fark ettim bi şeylerin ters gittiğini.
En son ne zaman kullandığımı hatırlamadığım baskülü dolaptan indirip tozunu sildim.
Üzerine çıktım...
Sonra...
Sonrası şok, sonrası hüzün, sonrası OHA!

Ben ne zaman aynaya bakmıştım ki en son?
-...................?????
Dur bi bakiimm...

-Ooohaaaaaa, bu şişko da kimm lağğnnn?????????


(Yalnız hakkını yemeyelim, ablamızdaki özgüvenin yarısı bende olsa var yaaa... Peheeyyyyyy!!!)

Bu kadar olmuş olamazsın diyecek arkadaşlarım var biliyorum :)
Yok, henüz değil ama az kaldı, sınırdayım. Burda+ 'lara bakmaya başliicam yakında :) 

Ne oldu nasıl oldu anlayabilmiş değilim demek isterdim ama şu satırları tek elimle yazarken boşta kalan elim ağzıma bi şeyler tıkıştırıyor.
Nasıl olmasın ki :)

Peki bu bıngıl bıngıl şeyler gitsin diye bi şey yaptım mı?
I-ıh onu da yapmadım.
Kendisi yetmiyormuş gibi bir de miskinlik, üşengeçlik ve bezginlik adlı arkadaşlarını da getirmiş hain dombililik.
Popomu kaldırmadım valla yerinden.
Zaten havalar da tatsız.
Meeeeehhhhhh yani.

Dikiş dikiyorum aralarda. Ne de olsa ekstra efor gerektiren bir aktivite değil.
Gerçi bazen ona da üşeniyorum ya.
Ama kesinlikle kendime kıyafet dikmiyorum.
Çanta manta dikiyorum. Oğluma bişeyler dikiyorum, o da lütfedip giymiyor zaten. Bi sweat dikmiştim evde arada bir onu giyiyor sadece. Malum, "tripli" ergen.
Durumum Meeehhhh yani :)
Seslendir bak anlayacaksın ne demek istediğimi :))))
Meeeehhhh!
Bak, gördünmü? Aynen öyleyim işte :)))

Ara vermişim kendi adıma yaşamaya, neredeyse son 1 yıldır. Biiiir sürü sebepten ötürü.
Her şey kontrol dışı gelişiyor.
Şu ara TEOG tercih mercih olaylarına kasıyoruz.
Belki sonra bi tatil.
Belki!

Peki bloglama...
Döner miyim? Dönecek miyim? Dönmeli miyim?

Bu noktada bilmeniz gereken bişey var ki o da benim su katılmamış bir karabatak olduğum.
Hayatımın hiç bir döneminde standartlarım, rutinlerim, ayarım, dengem vs. gibi şeylerim olmadı. Olamadı!

3 gün ilaç kullan desen 2. gün unuturum.
Uykum bile kafasına göre takılır.
Baskıya, stresse, sıkıntıya gelemem.
Keyif aldığım herhangi bir şey göreve dönüşmeye başladıysa ya da konuyla ilgili beklenti yaratmışsam herhangi bir mecrada, anında reset!

Bazen kızarım, bozulurum bi şeye ya da sıkılırım her şeyden öylesine...
Sonra bi bakmışsın hoopp yokum.
Sonra birden bi şey mutlu eder beni bi gaza gelir, coşarım.
Bakmışsın hooopp aynı hızla dönmüşüm :))

Sonuç itibariyle mevcut gidişata bakınca yakın gelecekte dönecekmişim gibi görünüyor.
Hep şişko ve asosyal kalamam ya!
Yani, umarım kalmam :(
Ha ben dönerim siz olmazsınız orası size kalmış tabi.
Ne diyelim...
Giden gider kalan sağlar bizimdir.

Hadi kalın sağlıcakla...



21 Nis 2015

Oktay Sinanoğlu...

Saygıdeğer hocamız, değerli bilim adamı, ülkemizin gururu, Türkçe savaşçısı, ülkesine milletine aşık Türk Einstein'ı Oktay Sinanoğlu 19.04.2015 gecesi Türkiye saatiyle 22:30 sularında vefat etmiştir.

Tüm Dünyanın önünde saygıyla eğildiği ancak kendi ülkesinde asla kıymeti bilinmemiş değerli hocamızın en azından ölümünden sonra kıymeti anlaşılır umarım. 

Çok üzgünüm... 
Yolu ışık, mekanı cennet olsun.



http://www.oktaysinanoglu.com.tr/
http://tr.wikipedia.org/wiki/Oktay_Sinano%C4%9Flu
http://www.milliyet.com.tr/oktay-sinanoglu-hayatini-kaybetti/dunya/detay/2046727/default.htm